Ülkemiz çağında milyonlarca mülk sahibi elbette haklı olarak bu sorunun cevabını beklemekteler. Biz gayrimenkul Danışmanları yine her zaman bu soru ile muhatap oluyoruz.

İşimiz, danışmanlık verdiğimiz müşterilerimize ister alırken, ister satarken olsun kazandırmak olduğundan ve kendi uzmanlık alanımız olan gayrimenkul olduğundan size elimden geldiğince detay vermeye çalışacağım.

Öncelikle bu konu bulunulan zamana, konutun konumuna, piyasa şartlarına göre değişmektedir. Örneğin Bursa’da bir azalma olduğu aynı anda İstanbul’da yükselme olabiliyor. Veya biri diğerine göre daha çok veya az yükselebilir.

Ayı şekilde İstanbul’da Ataşehir’de 5% artarken, Beylikdüzü’nde 15% artabiliyor.

Bu nedenle ilk yapmanız gereken, uzman bir gayrimenkul danışmanı ile çalışarak bölgenizi, diğer bölglere göre geçmiş ve gelecek analizi yapmaktır.

Konut Fiyatları Düşer mi?

Ama genel bir düşme veya yükselme yorumu yapmam gerekirse;

Türkiye birçok gelişmiş ülkeye göre nüfusu çok genç ve dinamik. Her yıl yüz binlerce genç iş sahibi oluyor, yeni bir şehre veya bölgeye taşınıyor. Üniversiteye giderken 1 evde 4 genç yaşarken, mezun olduktan sonra bu 1 ev yerine 2-3 ev ihtiyacı doğuyor.

İkinci olarak ; ülkemizde şu an her yıl yaklaşık 400.000 çift evleniyor. Bunların çoğu yeni konuta ihtiyaç duyuyor. Ve (maalesef) 100.000 çift boşanıyor. Yani ayrılanlar da ayrı eve çıkarak ev ihtiyacı duyuyor.

Üçüncü olarak; ülkemizdeki kira geri dönüşü (Evin kendini kaç ayda amorti ettiği) diğer Avrupa ve gelişmiş ülkelerine göre çok avantajlı. O nedenle bu seviyelere gelene kadar yükselme devam edecek.

Dördüncü olarak (maalesef) etrafımızdaki ülkelerde karışıklık var. Buradan gelen insanların çoğu şehirlerimizin içinde yaşıyorlar. Hepsi bir düzen içine girdi. Tekrar dönmeleri mümkün görünmüyor. Bu da bir anda ülkemizde yüz binlerce konut ihtiyacı doğurdu, doğuruyor.

Beşinci olarak yine etrafımızdaki ülkelerden ve yakın coğrafyadaki yatırımcılar eskiden Avrupa veya Amerika’yı tercih ederken şu an bir yakınlaşma söz konusu ve ülkemizde muhtelif yatırımlar yapıyorlar.

Altıncı olarak; bankalarımızdaki şahsi mevduatlar (yani bankadaki paramız) oldukça stoklu ve bu kişiler küçük bir istikrar beklentisi içinde. Çevre ülkelerimizde durum oturmaya başladı. Bu da bekleyen yatırımcıyı hareketlendirmeye başladı bile.

Yedinci olarak; konut almak bizim kültürümüzde ayrı bir yeri var. “Evim olsun, arabam olsun” klişesinde dahi ilk olarak Ev gelir ve birikimlerin yönleneceği ilk yer evdir. Evlilik programlarında dahi muhataba sorulan ilk soru boşuna Evin Var Mı olmuyor değil  mi 🙂

Gelelim kritik soruya:

Konutta Balon Var Mı? Yani Amerika’daki gibi bir kriz olacak mı?

Bu soruya en net ifade rakamlarla olur. Amerika’da kriz olduğunda bankalardaki 100 liralık kredinin yaklaşık 40 lirası konut kredisi idi. Ve bunların ödenmeme oranı çok yüksekti

Türkiye’de ise bankaların toplam kredi içindeki konut kredisi payı çok düşük. Ve ödenmeme oranı neredeyse 0 (sıfır) . Yani ödeniyor.
Kısacası; gerek uluslararası kurumların analizleri, gerekse bizim gibi piyasanın içinde olan ve rakamları bilen uzmanlar, önümüzdeki dönemde herhangi bir kriz görmüyoruz.

Esasen emlakta kriz konusu yıllardan beri hep konuşuldu. Belki son 10 yıldır konuşuluyor. Ama alanlar hala çok karlı ve hala alımlar artarak devam ediyor.

Unutmayın hem yukarıda saydığım konular, hem öngörülerimiz ışığında konuta yatırıma devam diyorum.

Bu gözünüzü kapatıp ilk rastgeleni alın demek değil. Uzman bir gayrimenkul Danışmanı ile birlikte ister oturumluk, ister yatırımlık gayet güzel konutların sahibi olmanızı öneririm.